Erdoğan Akbaş, “Afrika'da sadece açlar ya da evsiz
insanlar yok. Nüfusun yüzde 10'unu oluşturan zengin
bir kesim mevcut. Bu insanlar işlerini yaptıracak
firma bulamıyorlar. Ayrıca bu ülkeler yeni
geliştikleri için her konuda ihtiyaçları mevcut. Bu
ihtiyaçları karşılayacak firmalar ya yok ya da bir
elin parmaklarını geçmiyor. Biz yatırım yaptığımız
mobilyada dört ülkede de, 3. ya da 4. firma sektöre
adım attık. Yani piyasa boş, kimse yok. İnşaat ve
enerji konusunda müthiş bir boşluk mevcut. Afrika'da
kâr marjı ülkemize nazaran çok yüksek. Yapılan
yatırımın parasını 2 yıl içinde fazlasıyla almak
mümkün. Burada rekabet yok denecek kadar az, burada
işini dürüst ve mükemmel yapan herkes yüksek kâr
sağlar.” diye konuştu.
2002 yılında firma olarak yurtdışına açılma
ihtiyacı hissettiklerini ve Rus pazarını hedef seçerek
Ukrayna'ya yatırım yaptıklarını vurgulayan Akbaş, bu
pazardan Türkiye'nin bıraktığı olumsuz imaj ve rekabet
nedeniyle çekildiklerini ve Afrika pazarını
araştırmaya başladıklarını kaydetti. Akbaş, “Aynı yıl
Uganda'ya mobilya yatırım yapmak için yerleşmiş, fakat
finansman problemi nedeniyle bunu gerçekleştirememiş
İzmirli bir arkadaşımızla tanıştık. Ona, değeri 60 bin
doları bulan makine ve malzeme desteğinde bulunarak
ilk yatırımımızı gerçekleştirdik. 150 metrekare alanda
başlayan üretim, 1 yıl içinde 2 bin 500 metrekareye
çıktı. Bu arkadaşımız şu anda villalar yapıp satıyor.
50 bin dolara mal edip, 250 bin dolara da satıyor. Biz
1 buçuk yıl sonra bu arkadaşımızla birlikteliğimizi
sona erdirdik. Bu ülkede var olmak istediğimiz için
mobilya da işinin ehli bir arkadaşımızı yeni bir tesis
kurmak üzere yine makineler ve malzemeyle bu ülkeye
gönderdik. Ardından TUSKON'un gerçekleştirdiği Afrika
ticaret köprüsü programı ile 2006 yılında önce
Malavi'ye, ardından Nijerya'ya son olarak da Kenya'ya
yatırım yaptık. Afrika'da elektrik konusunda problem
olduğundan bilgisayar teknolojisi yerine elektrikle
çalışan manuel ancak son teknoloji ürünü makineleri
götürdük. Nijerya'da amcam, Malavi'de kardeşim diğer
ortaklarla işin başındalar. Bu ülkelerde suntalam
mobilya üzerine her şeyi üretebiliyoruz. Dört ülkede
yerli halktan toplam 100 kişiyi istihdam ediyoruz.
Türkiye'den de yılda 1 milyon dolarlık mobilya
malzemesi göndererek ihracat yapıyoruz.” şeklinde
konuştu.
“Mobilyacılar Afrika’da iyi para kazanır”
Son yıllarda Türkiye'de mobilya sektöründe büyük
firmalar için olmasa bile orta ve küçük ölçekli
firmalar için sektörün riskli hale geldiğini belirten
Akbaş şöyle konuştu: "Türkiye'de mobilya sektöründe
KOBİ’ler için büyük bir pazar daralması mevcut.
Üreticiler öteleme yaparak şirketlerini ayakta tutmaya
çalışıyorlar. Rekabet şartları çok zorlu. Fiyatla,
adam çalarak, model çalarak rekabet etmeye
çalışılıyor. Halbuki bu insanlar Afrika'ya yönelseler,
işletmelerini buraya taşısalar aynı enerjiyi sarf edip
daha çok kazanacaklar. Belki bulundukları ortamdan
ayrılacaklar ama hem kafaları rahat edecek hem de iyi
para kazanacaklar. Bu konuda her türlü destek ve
yardıma hazırız. Afrika pazarı herkese yetecek kadar
büyük."
Afrika’da markamız söz sahibi olacak
Afrika'daki 52 ülkenin 15'ini bizzat yerinde
inceleme fırsatı bulduğunu anlatan Akbaş, hedefinin
Afrika genelinde söz sahibi bir mobilya markası
oluşturmak olduğunu söyledi. Akbaş, “Markamızı
belirledik. Tüm Afrika ülkelerinde şu anda patentini
alıyoruz. Hedefimiz Afrika’da tek bir marka altında
üretim yapmak. 2010 yılına kadar üretim yaptığımız
ülke sayısını 10'a çıkarmayı planlıyoruz. Hedefimizde
Tanzanya, Liberya ve Etiyopya var. Afrika'yı iyi
analiz ettiğimiz için, çok kısa sürede Afrika geneline
yayılmamamız için bir neden yok. Hazırlıklarımız
tamam. Afrika bizi büyütüyor. Nijerya'da da 20
dönümlük bir arazi ‘yapı marketi' kurmak üzere bize
tahsis edildi. Şu anda onunla ilgileniyoruz.” diye
konuştu.
Afrikalılar Çin mallarını benimsemiyor
* Afrika'nın en kuzeyindeki; Fas, Tunus, Cezayir,
Libya ve Mısır'la, en güneyindeki Güney Afrika'da
ticaret yapmak çok zor. Hemen hemen bütün dünya
şirketleri burada faaliyet gösteriyor. Buralarda vakit
kaybetmeye gerek yok. Rahat ticaret yapabilecek daha
bakir ülkeler Orta Afrika ülkeleri.
* Afrika'ya yapılacak yatırımlarda, yatırımın
sahibi bizzat işin başında durmalı. Uzaktan
otokontrolü sağlamak zor.
* Afrika, televizyonda gösterildiği gibi uçsuz
bucaksız yabani hayvanların yaşadığı bir ortam değil.
Her Afrika ülkesinde en kötü ihtimalle alım gücü
yüksek yüzde 10'luk zengin bir kesim mevcut. Orta
direk ise son zamanlarda bazı Afrika ülkelerinde yüzde
20 seviyesinde. Bizim hedef kitlemiz bu iki grup
olmalı.
* Afrikalı zenginler Avrupa kalitesine alışkın
oldukları için Çin mallarını benimsemekte
zorlanıyorlar. Bu bize büyük bir fırsat tanıyor.
* Afrika’da inşaat, enerji alanında ciddi boşluk
mevcut. Enerji yatırımlarını devlet destekliyor.
* İnşaat sektörü yeni geliştiği için mıcır
fabrikası ya da çimento fabrikasına ciddi ihtiyaç var.
Avrupa kalitesinde Çin fiyatına ürün
* Afrika'da merkezi yerde can güvenliği problemi
yok, doğada ise hijyen ve güvenlik tedbirleri alınırsa
önemli sorunlar yaşanmaz.
* Afrika'ya para transferi ya da Afrika'dan para
transferi konusunda herhangi problem yok. Kazandığınız
parayı Türkiye'ye gerek bankalardan ve gerekse elden
(bazı ülkelere has sınırlamalar var) getirebilirsiniz.
* Dürüst, sanatkâr, cesaretli ancak bir şekilde
pazarını yitirmiş veya devasa şirketlere karşı
koyamamış üreticiler henüz fırsat varken Afrika
trenini de kaçırmamalı.
* Sloganımız “Avrupa kalitesinde Çin fiyatına”
* Afrikalılar, Türk halkını seviyor ve güveniyor.
* Unutmayalım dış ticarette bugün biz iş yaparız,
neticesini gelecek nesiller görür.